Tarih Öncesi Çağlardan Eski Mısır’a: Köklerden Göklere Sağlığımızın İzinde
Tıbbın, hastalıkları iyileştirmek ve insanoğlunun yaşam kalitesini artırmak amacıyla geliştirilmiş bilinçli bir çaba olduğunu düşünürsek, bu bilim dalının kökeninin insan bilinci kadar eski olduğu gerçeğiyle karşılaşırız. Elimizde her ne kadar yazılı ve tam anlamıyla belgesel kanıtlar sınırlı olsa da; paleontoloji, antropoloji ve 19. ile 20. yüzyıl arkeolojik araştırmaları ışığında tıbbın ilk adımlarının büyüye ve dini pratiklere dayandığı açıkça görülmektedir.
Kainat eczanesinin sunduğu sonsuz imkanları keşfetme yolculuğumuzda, tarih öncesinden Antik Mısır’a uzanan bu şifa mirasını yakından inceleyelim.
Prehistorik Dönemde Yaşam ve Büyü-Tıp (Magic Medicine)
Paleontolojik verilere göre prehistorik dönem insanlarının ortalama yaşam süresi 30-40 yıl civarındaydı. Kemik buluntuları üzerinde yapılan araştırmalar, erkeklerin kadınlara kıyasla daha uzun süre yaşadığını göstermektedir. Bu durumun temel sebebi, kadınların o dönemde maruz kaldığı hamilelik ve doğum süreçlerinin getirdiği fiziksel yükler ile risklerdir. Erkek çocuklar ise avcı olmaları sebebiyle beslenme açısından daha avantajlı bir konumdaydı.
Tarih öncesi insan, çevresindeki hastalık, acı ve ölüm gibi açıklayamadığı durumları kötü ruhların birer eseri olarak değerlendirirdi. Buna karşılık, yaşamın güzelliklerini sunan iyi ruhların varlığına da inanır; doğaüstü gördüğü bu olguları tapınma ve adaklarla yatıştırmaya çalışırdı. Zamanla yıldızların hareketlerini okuyabilen, kötü ruhları uzaklaştırma yollarını bildiğini iddia eden ve zehirler ile şifalı otları tanıyan büyücüler ortaya çıktı. Böylece içgüdüsel ve deneysel uygulamaların harmanlandığı “magic medicine” (büyü-tıp) alanı doğdu.
Tarihsel Bir İlk: Neolitik çağa ait Çatalhöyük ana tanrıça heykelciği (yaklaşık M.Ö. 6500-5700), tıp tarihi açısından doğum olayını belgeleyen en erken örnekler arasında yer alır.
Prehistorik Cerrahi: Dünyanın pek çok farklı bölgesinde bulunan kafatasları üzerinde yapılan incelemeler, canlılar üzerinde cerrahi delme işlemlerinin (trepanasyon) yapıldığını kanıtlamıştır. Deliklerin kenarlarındaki iyileşme izleri, hastaların bu ameliyatlardan sağ çıktığını açıkça göstermektedir.
Eski Mezopotamya’da Tıp ve Şifa Uygulamaları
Mezopotamya medeniyetinin temelleri Güney Mezopotamya’da yaşayan Sümerlilere dayanır. M.Ö. 3100’de çivi yazısının bulunmasıyla uygarlık tarihi yazılı bir döneme adım atmıştır. Mezopotamya tıbbına dair bilgiler çoğunlukla Sümer tıp mirasını devralan Akkad metinlerinden elde edilmiştir.
Günümüze ulaşan Sümer tıp metinleri sayıca az olsa da oldukça önemlidir. Bu metinlerdeki ilaç tarifleri temel olarak lapalar şeklinde uygulanmaktaydı. Maddeler toz haline getirilir, bir sıvı ile karıştırılarak lapa yapılır ve yara bölgesi önce yağlanıp ardından bu karışımla sarılırdı.
Antik Mezopotamya hekimleri bitkisel, hayvansal ve mineral kaynakları aktif olarak kullanmıştır:
Mineraller: Sofra tuzu (sodyum klorür), güherçile (potasyum nitrat) ve ham petrol.
Hayvansal Ürünler: Yün, süt, kaplumbağa kabuğu ve su yılanı.
Bitkisel Ürünler: Kekik, hardal, erik, armut, incir, söğüt, hurma, mersin ağacı, köknar, nane ve çamın yanı sıra bira, şarap ve bitkisel yağlar.
En büyük tıbbi tedavi eseri olan “Tıbbi Teşhis ve Tedavi” kılavuzu, baştan ayağa tüm hastalıkları (sindirim sorunları, jinekoloji ve çocuk hastalıkları dahil) sistematik bir şekilde ele almıştır.
Tıp Uygulayıcıları: Ashipu ve Asu
Antik Mezopotamya’da iki temel profesyonel tıp sınıfı bulunmaktaydı:
Ashipu (Büyücü/Teşhis Uzmanı): Hastalığın nedenini ve hangi tanrı veya iblisin bu duruma yol açtığını belirlemekle görevli teşhis uzmanıydı.
Asu (Doktor/Bitkisel İlaç Uzmanı): Bitkisel ilaçlar konusunda uzmanlaşmış gerçek anlamda hekimlerdi. Örneğin bir yarayı tedavi ederken Asu; yıkama, bandajlama ve yarayı kapama olmak üzere dünyanın bilinen en eski tıbbi yöntemlerini (yaklaşık M.Ö. 2100) uygularlardı. Asu’nun hazırladığı antik bandajlar, bitkisel reçine veya hayvan yağının alkaliyle ısıtılmasıyla elde edilen ve günümüz sabununa benzer bakteriyel enfeksiyon önleyici bileşenler içerirdi.
Eski Mısır’da Tıp ve Papirüsler
Nil Vadisi’nde tıp, hastaları kötü ruhlardan arındırma amacı taşır ve tedavi yöntemlerinin Tanrılar tarafından vahiy yoluyla bildirildiğine inanılırdı. Mısırlı şaman-doktorların temel işlevi, hastalığa neden olan kötü ruhun doğasını keşfetmek ve onu ritüeller, dualar ve büyülerle kovmaktı. Bu süreçte ağrıyı hafifletmek için çeşitli bitkilerden yararlanılırdı.
Mezopotamya halkı bilgilerini kil tabletlere kaydederken, Mısırlılar papirüsleri tercih etmiştir:
Ebers Papirüsü (M.Ö. 1553-1550): 1873’te Kahire’de bulunan bu eser, 877 tarif ve ilaç hazırlama yöntemi içermektedir. Haşhaş, keten, Hint yağı, kimyon, sinameki, kekik, kına, ardıç ve aloe gibi pek çok bitkinin tıbbi kullanımını belgelemiştir. Ayrıca Tutankhamun’un mezarı dahil birçok Mısır mezarında sarımsak demetleri bulunmuştur.
Ramasseum Papirüsü: İki bölümden oluşur; ilki loğusalar ve yeni doğanları, ikincisi ise romatizma ve mafsal hastalıklarını ele alır.
Hearst Papirüsü: Ebers papirüsü ile ortak bölümler içerir ve özellikle kırık-çıkıkların sarılması üzerine odaklanır.
Önemli Tıbbi Bitkiler ve Kullanımları
Sarımsak (Allium sativum): Herodot yazılarında piramit işçilerinin güç kazanmak için bolca sarımsak ve soğan tükettiğinden bahseder. Çiğ sarımsak sirke ve suyla ezilerek astım, bronşit, diş ağrısı ve sindirim sorunlarında kullanılmıştır.
Kimyon (Cuminum cyminum): Uyarıcı ve gaz giderici özelliktedir. Eklem ağrılarında lapa olarak, kaşıntılarda fitil formunda, öksürükte ise bal ve ılık sütle karıştırılarak tüketilmiştir.
Kişniş (Coriandrum sativum): Ferahlatıcı, sindirimi destekleyici ve üriner sistem (sitit dahil) rahatsızlıklarında çay olarak kullanılmıştır.
Diğer Bitkiler: Acımarul, adasoğanı, banotu, çiğdem, hardal, İncir, centiyane, mürver, nar kabuğu, pelinotu, safran, sakız, sarısabır, tarçın ve üzüm.
Tarih öncesi dönemlerin sezgisel büyü pratiklerinden Mezopotamya ve Mısır’ın köklü farmakolojik birikimine kadar uzanan bu süreç, modern fitoterapi ve aromaterapinin de temelini oluşturmaktadır. Doğanın sunduğu bu kadim zenginlik, binlerce yıllık deneme-yanılma ve gözlem süzgecinden geçerek günümüz tıbbına ışık tutmaya devam etmektedir.
Kainat eczanesinden aldığımız ilhamla, köklerimizden göklere uzanan bu şifa yolculuğunu bilimsel bir bakış açısıyla yaşatmaya devam edeceğiz.
Etnobotanikçi, Fitoterapist ve Aromaterapist
Pับstü, H. (2005). Tıp Tarihi ve Deontoloji Ders Kitabı. İstanbul Tıp Kitabevi.
Nunn, J. F. (1996). Ancient Egyptian Medicine. University of Oklahoma Press.
Biggs, R. D. (2005). Medicine, Surgery, and Public Health in Ancient Mesopotamia. Journal of Assyrian Academic Studies.
Sigerist, H. E. (1987). A History of Medicine: Primitive and Archaic Medicine. Oxford University Press.
Ebers, G. (1875). Papyros Ebers: Das hermetische Buch von den Arzneimitteln der alten Aegypter in hieratischer Schrift. Leipzig.